“Öfkenin en tehlikeli türü, iyi kalpli birinin içinde birikenidir.”Neden bu kadar tehlikeli kabul edildiğini adım adım açıklayayım, çünkü arkasında hem psikolojik hem de insani bir gerçeklik yatıyor:- İyi kalpli insanlar öfkeyi hemen dışa vurmaz
Empati yüksek, anlayışlı, affedici, barışçıl ve “kavgadan kaçınan” bir yapıları vardır. Başkalarını kırmamak, ilişkiyi bozmamak, ortamı germemek için öfkelerini yutarlar. “Boş ver, geçer” derler, susarlar, gülümserler, affederler… Yıllarca. - Bastırılan öfke birikir, yoğunlaşır ve basınç oluşturur
- Zulmün en derin yarası, yapılana değil, görülene rağmen “görmedim” diye fısıldayan dudaklardadır.
- Tanıklık bir aynadır: Zulme bakıp gözlerini kaçıran, kendi yüzünü sonsuza dek kaybeder.
- Zulüm sadece yapanın değil, susanların da eseridir; çünkü sessizlik, zulmün en sadık ortağıdır.
- En zalim eller, başkalarının kanıyla lekelenenler değil; zulme tanık olup ellerini cebine
- Gözyaşı dökülmeyen çağda tohumlar bile sahteleşiyor; filizleniyorlar ama kökleri plastik, meyveleri hologram.
- Acı artık paylaşılmıyor, stoklanıyor: Herkesin telefonunda bir klasör dolusu başkalarının kederi var, ama hiçbiri kendi yüreğine taşımıyor.
- Kalpler meşin kılıflı değil artık; silikon kılıflı. Esnemiyor, sadece şarj oluyor ve