Korkular büyüdükçe daha çok şey satın alırız. Daha çok şeyin sahibi olarak hatıralara gömülürüz. En kalın yorganlar en soğuk günler için, en yumuşak yataklar, en yorucu günler için alınır. Sıcak günler için en iyi soğutan buzdolapları, sağlık için alınmış taze sebzeleri saklayan en iyi kaplar, gözlerin geç bozulması için özenle alınmış aydınlatma elemanları, en kalın çoraplar , telaşlarımız için en güzel kokmak için harika kokular…..
Yarın mutlaka gelecek diye sürekli aldıklarımız, biriktirdiklerimiz, hiç kullanmasak da sakladıklarımız. Bomboş bir odada başlayan serüveniniz yıllar içinde birikmiş eşyalar ile yaşamaya döner. Eller pencerelere uzanır. Sıkıntılar dağılsın, temiz hava alınsın diye , rüzgar içeri çağrılır. Bir soğuk hava dolaşır odada. Kış günü serinleyen eşyalar pencereler yeniden kapandığında daha bir yakın ve daha bir sizin görünür. Evinizdesiniz ve sizin olanlarlasınızdır. Geçen gün bir arkadaşım, ‘Feng Shui için temizlik yapmak gerekli demiştin, hatıraları olan bunca eşyayı nasıl terk edeceğim ?‘ dedi.
Anıların eskittiği , sizin ile gönül bağı olan eşyalarınızı öylece çöpe atmak zorunda değilsiniz. Atılması gerekenler, geleceğinizi şekillendirirken önünüze çıkacak olanlardır. Hatıralarınız ile yaşarken , ruhunuz daha özgür ise, tutun onları. Hayat kaynağınız, bağlarınız onlardan geçiyorsa bırakmayın. Ama onlara hak ettikleri yerleri de vermelisiniz. Onlara bir hatıralar köşesi hazırlamalısınız. Pek çok eskinin içinde, öylece uzun zamandır duruyorlarsa, geleceğinizi engelleyen geçmişiniz ile yüzleşmelisiniz artık. Onları yeteri kadar hatırlanacak köşelerine yerleştirmelisiniz.
Eşyalar ile olan ilişkimiz her zaman , endişelerimiz ile umutlarımızın karışımı bir zamanda şekillenmeye başlar. Hayatımızın genç yaşlarında edindiğimiz eşyalar, orta yaştakileri bir türlü anlamaz. Yaşlılığımızda ısrarla atılmayan bir bardak, torunun dağınık odasını bir türlü anlamayacaktır. Haklıdır da. Koca bir ömür kolayca geçmiştir. Ve hiç bitmeyecek gibi yaşayana yabancı kalmıştır. Geçmişiniz ile şimdinin ve geleceğin her birini yaşanmaya değer gösteren bir yaşam planı yapmalısınız. Ne onlarca sayıda birikmiş eşya, bir koca gün yada haftayı temizliklerine ayıracak kadar saklanmalı, ne de hayat nasıl olsa geçip gidecek diye hiç beklemeden çöpe atılmalı.! Her ikisi de şimdinin güzelliğini karalar. Her şeyi yeteri kadar bekletmeli, yeteri kadar saklamalısınız.
