Soru Cevap

26 Ocak 2026 Pazartesi

Güzel Anılar, Çirkin İnsanlarla Birikmez

Hayat, topladığımız anılardan ibarettir. Bazıları hafif bir esinti gibi gelir geçer, bazıları ise içimize kök salar; yıllarca taşıdığımız, soğuk bir kış gecesinde bile ısıtabilecek kadar sıcak izler bırakır. Ancak bu izlerin niteliği, onları bırakan ellerin niteliğine bağlıdır. Güzel anılar, çirkin insanlarla birikmez. Bu, romantik bir temenni değil; acı bir gözlemdir.



“Çirkin insan” derken fiziksel görünümü kastetmiyorum elbette. Çirkinlik burada ahlaki, duygusal ve ruhsal bir kategori. Başkalarının mutluluğunu kıskanan, empati yoksunu, sözünü söz bilmeyen, verdikten sonra alan, yanında olunduğunda insanı küçülten, güveni sistematik olarak aşındıran kişiler… İşte bunlar, ne kadar uzun süre yanımızda dururlarsa dursunlar, geriye nadiren gerçekten güzel bir anı bırakırlar.
Bir akşam yemeği düşünün. Masada kahkahalar yükseliyor, şarap kadehleri tokuşturuluyor, dışarıda yağmur yağıyor ve her şey “mükemmel” görünüyor. Ama o masada oturan birinin gözlerinde sürekli bir hesap, dilinde ince iğnelemeler, gülüşünde samimiyetsiz bir tını varsa; o geceye dair hatırladığınız ilk şey muhtemelen kahkaha değil, midenize oturan o tuhaf ağırlık olur. Güzel yemek, güzel mekan, güzel müzik… hepsi bir anda soluklaşır. Çünkü anının asıl hamuru, orada bulunan insanların karakteridir.
Gerçekten değerli anılar, genellikle “kusursuz” ortamlarda değil, kusurlu ama içten insanların yanında birikir. Bir park bankında yenilen simit, gece yarısı yapılan uzun telefon konuşmaları, hastane koridorunda tutulan el, suskunlukta bile anlaşılmak… Bunlar çirkin ruhlarla değil, güzel ruhlarla örülür. Güzel ruh dediğimiz şey illa kusursuzluk değildir; dürüstlük, saygı, fedakârlık niyeti ve en önemlisi öteki insanın varlığını gerçekten önemseyen bir duruştur.Zamanla insan öğreniyor ki, çevresini “güzel insanlarla” doldurmak bir lüks değil, bir tür ruh sağlığı meselesidir. Çirkin karakterli kişilerle geçirilen uzun yıllar, geriye genellikle yorgunluk, güvensizlik ve “keşke”lerle dolu bir albüm bırakır. O albümdeki fotoğraflarda gülümsüyor olsanız bile, gülümsemenin arkasında hep bir burukluk vardır.
Belki de en zor ayrılıklar, fiziksel değil duygusal olanlardır. Bir insanı hayatından çıkarmak kolay olabilir; ama onunla biriktirdiğin (ya da biriktiremediğin) anıların yükünden kurtulmak çok daha zordur. İşte bu yüzden, yeni insanlara yer açmadan önce eskiyi temizlemek gerekir. Çünkü hayatın bize sunduğu en kıymetli alan, anılarımızdır. Ve o alanın kirletilmesine izin vermek, kendi geleceğimizi zehirlemek demektir.
Sonuçta şunu kabul etmek zorundayız:
Güzel anılar biriktirmek istiyorsak, önce güzel insanlara yer açmalıyız.
Çünkü anılar, bırakıldıkları ellerin sıcaklığıyla hatırda kalır.
Ve ne yazık ki, soğuk eller nadiren sıcak hatıra bırakır.

Belki de en sade gerçek budur:
Güzel anılar, çirkin insanlarla birikmez.


Güzel Sözler - Özlü Sözler - Anlamlı Sözler - Deneme Yazıları Makale

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Güzel Sözler - Özlü Sözler - Anlamlı Sözler - Deneme Yazıları Makale