…şimdi gerçekten yalnızım.
Telefon sessiz, kapı kapalı, ışıklar loş.
Kimse beni izlemiyor. Kimse bir şey beklemiyor.
O zaman neden hâlâ omuzlarım kaskatı, neden hâlâ yüzümde hafif bir “iyi insan” ifadesi var?Sanki hâlâ birileri bakıyormuş gibi davranıyorum.
Bu ne kadar alışkanlık olmuş meğer.
Ne kadar derine işlemiş.
Dur… nefes al.
Bırak şu omuzlar düşsün.
Kimse alkışlamayacak. Kimse ayıplamayacak.
Tamam mı? Tamam.Şimdi… şu an gerçekten ne hissediyorum?Biraz… huzursuzluk.
Evet, göğsün ortasında o bildik sıkışma.
Sanki bir şey itiraf etmek üzereymiş gibi.
Ama neyi?
Ne kadar zamandır bunu bastırıyorum ki?Kıskanıyorum bazen.
Çok da belli etmeden, çok da çirkin olmadan, ama… kıskanıyorum işte.
Telefon sessiz, kapı kapalı, ışıklar loş.
Kimse beni izlemiyor. Kimse bir şey beklemiyor.
O zaman neden hâlâ omuzlarım kaskatı, neden hâlâ yüzümde hafif bir “iyi insan” ifadesi var?Sanki hâlâ birileri bakıyormuş gibi davranıyorum.
Bu ne kadar alışkanlık olmuş meğer.
Ne kadar derine işlemiş.
Dur… nefes al.
Bırak şu omuzlar düşsün.
Kimse alkışlamayacak. Kimse ayıplamayacak.
Tamam mı? Tamam.Şimdi… şu an gerçekten ne hissediyorum?Biraz… huzursuzluk.
Evet, göğsün ortasında o bildik sıkışma.
Sanki bir şey itiraf etmek üzereymiş gibi.
Ama neyi?
Ne kadar zamandır bunu bastırıyorum ki?Kıskanıyorum bazen.
Çok da belli etmeden, çok da çirkin olmadan, ama… kıskanıyorum işte.







.jpg)