2 Kasım 2011 Çarşamba

Olası Bir Öykü ( insanın kozmik bağlantıları )

Hava Soğuktu… Adam, Avladığı hayvanlardan edindiği postlara bürünmüş, mağarasının karanlığında bir köşeye
Büzülmüştü… Dişisi de hemen onun karşısındaydı. Soğuk havaya aldırmadan garip seslerle onu aşka davet ediyordu…
Birkaç dakika sonra ise aynı postun içindeydiler… Onlar, içgüdüleri sayesinde tanıştıkları bu zevki yaşarken, dışarıdan gelen ve de hiç alışık olmadıkları bir gürültü ile irkildiler, korktular da…
Yine içgüdüsel bir hareketle toparlanıp kendi postları içerisine girdiler. Sonra da mağaranın girişinden bakabilmek için cesaretlerini topladılar… Önde adam, arkasından dişisi, mağara girişine doğru yürüdüler. Adam eliyle işaret ederek kadının daha gerisinde kalmasını istedi…
Başını uzatıp dışarıya baktığında korkusu birkaç kat arttı. Daha önce hiç görmediği kadar garipti gökyüzü…
Rengârenk ışıklar vardı… Duyduğu sesin de o ışık kümesinden geldiğini anladı. Sonra da ışık kümesinin yere doğru yaklaştığını fark etti. Hem de mağaranın oldukça yakınlarına…

Işıklar azaldığında ise gökten dev bir cisim alana iniverdi. İkisinin de yürekleri yerinden çıkacak gibi çarpıyordu… Gökten inen cismin üzerinde artık o göz kamaştırıcı ışıklar kalmamıştı. Ama ortalık tamamen karanlık da değildi
Olup bitenleri görebilecekleri kadar aydınlık vardı. Dev cismin bazı bölümleri hareketlendi… İçinden canlılar çıktı. Bu canlılar kendilerine benziyorlardı. Kolları vardı ve iki ayaklarının üzerinde duruyorlardı. Ama hayvan postlarına sarılı değillerdi. Uzuvlarını mağara insanlarının hiç görmediği bilmediği garip birtakım ışıklı giysilerle koruyorlardı…
Mağara insanlarının korkuları daha da artmıştı… Kendilerine doğru yaklaşmaya çalışan canlılar ellerinden uzanan renkli ışıklarla önlerine gelen cisimleri yok ediyorlardı. Ama ilkel mağara insanlarına zarar vermediler. Bu sırada diğer mağara sakinleri de ortaya çıktılar.
İçlerinden bir ses onlara bir araya toplanmalarını söylüyordu… Öylede yaptılar. Yaşadıklarının olağanüstü bir şey olduğunu anladıklarından saldırmak akıllarına bile gelmedi. Sonra gökten gelen canlıların zararsız olduğunu anladılar. Üstelik yardım da ediyorlar, onlara birçok şey öğretiyorlardı.
Her hareketlerinde bir mucize gösteren bu yaratıklar, ellerinden çıkardıkları renkli ışıkları mağara önünde topladıkları ağaç dallarına doğru yönettiler. Ağaçların içi ışıkla doldu. Üstelik bu ışık onları ısıtıyordu…
Doğanın imkânlarını kullanarak bu ışığın nasıl yaratılabileceğini de öğrendiler
Bu güçlü canlıların ziyaretleri sık periyotlarla sürdü. Her gelişlerinde ilkel insanoğluna çeşitli şeyler öğrettiler. Kaya parçalarını yuvarlatmayı ve tekerlek yapmayı. Onları yontarak kesici ve vurucu aletler geliştirmeyi… İlkel de olsalar insanlar gördükleri bu yakınlığı beklide karşılığını verebilmeyi ve bu güçlü canlıları memnun edebilmeyi düşünerek, yaşadıkları mağaraların duvarlarına düz kaya parçalarına ve uygun gördükleri her yere, onlardan öğrenerek geliştirdikleri aletlerle, yine onların resimlerini yapmaya başladılar.
Bu resimlerden gü

Güzel Sözler - Özlü Sözler - Anlamlı Sözler - Deneme Yazıları Makale

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Güzel Sözler - Özlü Sözler - Anlamlı Sözler - Deneme Yazıları Makale