19 Ekim 2011 Çarşamba

Geçmişinden gelen sevgi açlığı


Eğer bir insan çocukluğunda yakınları tarafından yeterince sevilmemişse, yaşamı boyunca sürecek bir sevgi açlığı içine düşer.
Geçmişinden gelen bu sevgi açlığını ne kadar çabalasa da doyuramaz bir türlü, açlık hep büyür, büyür. İstedikçe ister, hep daha çok, hep daha fazla tam bir sevgi arsızıdır artık.
Sevgiye doymak bilmez.
Ben, sanatçıların özellikle parçalanmış ailelerin çocukları arasından çıkmasını bu açlığa bağlamışımdır hep.
Sevilme, beğenilme, kabul görme açlığı, daha çok, daha çok, hatta sonsuz.
Şöhretleri arttıkça, sevenleri arttıkça onlar bir türlü tatmin olmazlar, daha çok sevgi, daha çok şöhret için yapmadıkları şey, denemedikleri yol kalmaz.
Çünkü böyle ailelerin çocukları doyurucu bir sevgi görmezler hiçbir zaman. Ya anne, ya baba ya da ikisinin sevgisinden de eksik kalırlar.
Bazen, parçalanmış olmasa da, geçimsiz ailelerin çocukları da bu yoksunluğu çekerler. Çünkü, ebeveynler birbirlerini yemekten çocuklarına hakettikleri sevgiyi gösteremezler yine.
Bu konuda şanssız bir kesim de ortanca çocuklardır. Büyük ve küçük çocukların gördüğü sevgiyi, ilgiyi görmezler ailelerinden.
Hep ortalarda bir yerlerdedirler. Belki bu nedenle diğer çocuklara göre daha kalender, daha ayakları üstünde durabilen bireyler olurlar ama, onlar da sevgi açlığı çekerler her zaman.
Aradıkları sevgiyi hasbel kader bulsalar da doyumsuz ve sorunludurlar yine.
Hatta, intiharı seçen bireyler de bu açlığın kurbanı gibi gelmişlerdir hep bana.
Fakat bu sürekli doyurulmaya çabalanan manevi açlık, aynı zamanda duygusal, düşünsel zekanın ve yaratıcılığın gelişmesine de yol açar.
Bir şekilde bu Dünyada iz bırakmış insanların hayat hikayelerini incelediğinizde satır aralarında böyle bir dramın izini sürersiniz.


Güzel Sözler - Özlü Sözler - Anlamlı Sözler - Deneme Yazıları Makale

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Güzel Sözler - Özlü Sözler - Anlamlı Sözler - Deneme Yazıları Makale