Hiç anne olmamışların, hiç sevgili olmamışların, hiç çocuk olmadan büyümüşlerin de bir günü olmalı hayatlarında.

bayram nedir tatmamış olanların da bayramı olmalı. Bir gün değilse bile, ömürde bir saat… Kolonya dökmeli, yorgun ellerine. Şeker tutmalı, ağız tadıyla yiyecekleri. Sohbet etmeli havadan ve sudan. Hatırını sormalı içten ve “iyi değilim” cevabına dair bir şeyler yapmayı baştan kabullenerek.
Hiç başı okşanmamışların, hiç güzel söz duymamış olanların, bir tane kır çiçeği bile olsa hediye alınmamışların da bir günü olmalı; en azından bir günü.
Başlarını okşamak, güzel sözler etmek, çiçekler vermek; belki umuda, duâya, tevekküle dair sözler etmek ve nihayetinde görevini yapmış olmanın rahatlığıyla değil, gözü arkada kalarak ayrılmak…
Belki sadece selâm verip, sokakta ayak üstü hayattan, sıradan konulardan, incir çekirdeğini doldurmayacağı sanılan mevzulardan konuşurken, araya bir parça umut, bir parça inanç, bir parça teselli bırakmak.

O gün, hiçbir tv kanalında, hiçbir radyo istasyonunda, hiçbir gazete köşesinde, hiçbir bilboardda, hiçbir reklâm kuşağında işlenmese de; biz bilmeli ve yaşamalıyız.
Eğer o gün bugünse ve siz de onlardan biriyseniz, “Hiç…” gününüz kutlu olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Güzel Sözler - Özlü Sözler - Anlamlı Sözler - Deneme Yazıları Makale